Hep bir şeyler üretmek, satmak, kendi işimin sahibi olmak istiyordum. Bu düşünce aklımın bir köşesinden hiç çıkmadı. Al-sat mı yapsam, esnaf mı olsam, ne yapabilirim... Sürekli araştırıyordum, sürekli düşünüyordum. Etrafım "bir iş bul, maaşa bağlan" dese de içimde bambaşka bir ses vardı.
Sosyal Medya Bir Fikri Getirdi
3D yazıcı videoları ve baskı fikirleri akışımda sık sık çıkmaya başladı. Önce geçip gittim, sonra durup izlemeye başladım. Ardından kendime şu soruyu sordum: "Neden olmasın?" Cevap bulamadım. Bir yazıcı sipariş ettim.
İlk Yazıcı: Bir Baş Bela
O yazıcıyla kanımız hiç uyuşmadı. 3-4 günde bir başarılı baskı alabiliyordum. Makinenin içini defalarca açtım, kapattım, söktüm, taktım. "Tam bu sefer oldu" derken yine hata. Pes etmek aklıma gelmedi — ama sinirden yüzüm tutmamıştır bazen.
O süreç bana beklemediğim bir şey kazandırdı: derin teknik bilgi. Bugün birçok yazıcıyı kendi başıma tamir edebiliyorum, sorunun nereden geldiğini anlayabiliyorum. O baş belası makine aslında benim en iyi hocam oldu.
Gerçek Başlangıç: Aile ve İlk Satış
Sorunlu yazıcıyı sattım. Daha kaliteli bir markaya geçtim. Artık yazıcı çalışıyordu — sorunsuz, kesintisiz, sürekli. Üretmeye başladım.
İlk müşterilerim ailemdendi. Dedemin ve dayımın çilingir ve anahtarcı dükkanları vardı; her ikisi de anahtarlık satıyordu. İki dükkana da baskılar yaptım. Birisinden peşin para aldım, diğerinden "satıldıkça öderim" dedik. İkisi de sattı. O günü hatırladıkça içim ısınıyor — o küçük ticaret bana o güne kadar yaşadığım en güzel hislerden birini yaşattı.
Bugün
2 yılı aşkın bir süredir bu işin içindeyim. PLA'dan TPU'ya, anahtarlıktan 75 cm boyutunda figürlere kadar bastım. Artık kendi web sitemle, kendi markamla devam ediyorum. Trendyol'dan değil, buradan. Çünkü işin sahibi olmak, algoritmanın sahibi olmak değil.